Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde sektörün hazırlıklarını ve stratejik önceliklerini açıkladı. TSB Başkanı Ahmet Yaşar'ın başkanlığında düzenlenen basın toplantısına, TSB Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu katıldı. Ayrıca, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz da toplantının özel konuğu oldu. Toplantıda, COP31’in Türkiye ve sigorta sektörü açısından taşıdığı stratejik öneme değinildi. İklim risklerinin finansmanı, afetlere dayanıklı şehirler, yeşil dönüşümün sigortalanabilirliği gibi konular ele alındı. TSB, sigorta ve bireysel emeklilik sektörünün güncel durumu hakkında da bilgi verdi. 2026 yılı Haziran sonu itibarıyla sektörün toplam prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artışla 744 milyar TL’ye ulaştı. Aktif büyüklük 4,4 trilyon TL, ülke ekonomisine sağladığı fon ise 3,6 trilyon TL olarak kaydedildi. Aktif sigortalı sayısı 34,7 milyona yükselirken, bireysel emeklilik ve otomatik katılım sisteminin toplam fon büyüklüğü 2,4 trilyon TL oldu. Tekil katılımcı sayısı ise 16,9 milyon kişi olarak belirlendi. Türkiye’de sigorta penetrasyonu yüzde 2,62 seviyesinde bulunuyor. TSB, 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 4,7’ye çıkarmayı ve prim üretimini 50 milyar ABD dolarına ulaştırmayı hedefliyor. TSB Yönetim Kurulu, COP31’in yalnızca iklim hedeflerinin tartışıldığı bir zirve olmaktan çıkıp, somut uygulamaların ve yeni finansman modellerinin geliştirildiği bir platforma dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Ahmet Yaşar, COP31’in Türkiye için önemli bir uluslararası organizasyon olmasının yanı sıra, ülkenin sigortacılık ve risk yönetimi alanındaki birikimini dünyaya gösterme fırsatı sunduğunu ifade etti. İklim değişikliğinin ekonomik hayata etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğini belirten Yaşar, bu sorunun artık gelecek kuşakların meselesi değil, günümüzün ekonomik bir gerçeği olduğunu dile getirdi. Sigorta sektörünün sahip olduğu veri ve finansal kapasitenin risk gerçekleşmeden önce kullanılması gerektiğini vurgulayan Yaşar, sigortanın şehirlerin, altyapıların ve enerji yatırımlarının tasarım sürecinde yer alması gerektiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin DASK ve TARSİM gibi kamu-özel sektör risk paylaşımı modellerinden elde ettiği deneyimlerin uluslararası tartışmalara önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti. Yaşar, iklim dayanıklılığının sadece binalar ve altyapı ile sınırlı kalmaması gerektiğini, insanların yaşamlarını ve geleceklerini koruyacak finansal mekanizmalara da ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Türk Sigorta Sektöründen COP31 Hazırlıkları
Türkiye Sigorta Birliği, COP31 öncesi sektörün stratejik hedeflerini ve iklim risklerinin finansmanını paylaştı.

















