Citigroup'un eski baş küresel siyasi analisti ve Fordham Global Foresight'ın kurucusu Tina Fordham, yatırımcılara jeopolitik risklerin artışına dikkat çekti. MoneyWeek'e verdiği röportajda, bu risklerin geçici bir dönemden ziyade uzun süreli bir dönüşümün parçası olduğunu vurguladı. Fordham, 2010-2025 dönemine ilişkin yaptığı çalışmalarda jeopolitik risk oluşturan olayların üç kat arttığını belirtti. Bu artışın, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminden önce başladığını ifade eden Fordham, Trump'ın Ocak 2029'da görevden ayrılmasının ardından dünyanın eski normaline dönmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Fordham, iklim değişikliği, gelir eşitsizliği ve toplumsal güvenin azalması gibi uzun vadeli sorunların jeopolitik riskleri artırdığını belirtti. Merkez bankalarının likidite desteği, güçlü kurumlar ve toplumsal dayanışma gibi koruyucu mekanizmaların zayıfladığını kaydeden Fordham, bu unsurların zarar görmesi durumunda küçük çaplı şokların bile büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Yatırımcıların yeni döneme uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Fordham, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından (1989) Lehman Brothers'ın çöküşüne (2008) kadar geçen dönemin tarihin en barışçıl ve refah seviyesi en yüksek dönemlerinden biri olduğunu belirtti. Ancak bu dönemin geleceğin standardı olmadığını dile getirdi. Fordham, İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmanın kısa sürede sona ereceği yönündeki iyimser beklentilere karşı çıkarak, İran'ın müzakere yaklaşımının dikkate alınması gerektiğini savundu. Hava bombardımanlarının tarih boyunca rejim değişikliğini sağlamada sınırlı başarı gösterdiğini belirten Fordham, ABD'nin uzun menzilli mühimmat stoklarının azalmasının yanı sıra İran'ın insansız hava araçlarını daha hızlı bir şekilde yeniden üretebildiğini öne sürdü. Bu durumun, savaşın İran'a daha önce sahip olmadığı bir koz kazandırabileceğini ifade etti. Fordham, çatışmanın ardından ortaya çıkabilecek en muhtemel tablonun 'savaş ile barış arasında' bir durum olacağını belirtti. ABD Başkanı Trump'ın tehditlerinin, elindeki temel araçlardan biri olduğunu vurgulayan Fordham, İran'ın savaş sonunda zayıflamış olsa bile daha fazla nüfuza sahip olabileceğini söyledi. Ukrayna savaşında da benzer bir uzun süreli çıkmaz yaşanabileceğini belirten Fordham, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in anlamlı bir ateşkesi kabul etmesinin düşük ihtimal olduğunu ifade etti. Rusya'nın enerji altyapısının önemli bölümünün zarar gördüğünü ve ülkede akaryakıt kuyruklarının oluştuğunu belirten Fordham, Putin'in kontrolü elinde tuttuğunu göstermek amacıyla büyük bir hamle yapabileceğini savundu. Fordham, bu nedenle Rusya'nın bir NATO üyesine saldırmasının 'maddi bir risk' olduğunu dile getirdi. Putin'in halk ayaklanmasından ziyade saray darbesiyle iktidarı kaybetmesinin daha olası olduğunu belirten Fordham, ancak Rus liderin kendisine alternatif olabilecek güçlü isimlerin ortaya çıkmasını engellediğini söyledi. Ukrayna'nın direnişinin Çin açısından da önemli bir ders olduğunu belirten Fordham, savaşın Pekin'i Tayvan konusunda düşünmeye ittiğini ifade etti. Son olarak, yapay zekanın ekonomik etkileri konusunda da dikkat çekerek, yatırımcıların bu yeni dinamiklere hazırlıklı olmaları gerektiğini vurguladı.
Tina Fordham'dan Yatırımcılara Kritik Uyarılar
Tina Fordham, jeopolitik risklerin artışını ve yapay zekanın orta sınıfa etkilerini değerlendirdi.

















