Küresel turizm pazarında rekabetin giderek arttığı bir dönemde, Türkiye'nin lüks ve üst segment turizm destinasyonlarındaki konumu yeniden şekilleniyor. İstanbul'un Karaköy semtinde yer alan ve 200 yıllık bir sabun fabrikasından dönüştürülen JW Marriott Istanbul Bosphorus’un Genel Müdürü Ceyhan Ediz Tuncer, sektördeki zorluklar ve fırsatlar üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Tuncer, otelin mayıs ayında yüzde 87 doluluk oranına ulaştığını ve genel ortalamada yüzde 85 dolulukla faaliyet gösterdiklerini belirtti. Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin ve savaş ortamının rezervasyon iptallerine yol açtığını, ancak pazar çeşitliliği sayesinde finansal kayıpların önüne geçtiklerini ifade etti. Özellikle Orta Doğu pazarında yaşanan gerilemeye rağmen, ABD ve Rusya pazarlarının önem kazandığını vurguladı. Suudi Arabistan pazarında da yeniden bir hareketlilik gözlemlendiğini ekledi. Tuncer, uluslararası organizasyonların şehir otelciliğine katkı sağladığını belirterek, Kanye West’in İstanbul konseri ve İstanbul’un yeniden Formula 1 takvimine dahil edilmesinin sektöre doping etkisi yarattığını söyledi. Ancak, bu süreçlerin doğru yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. "Şampiyonlar Ligi finali veya Formula 1 gibi dev organizasyonlar kente muazzam bir katma değer sağlıyor. Ancak bu dönemlerde ortaya çıkan fahiş ve kontrolsüz fiyat artışları, uzun vadede destinasyon imajımıza zarar veriyor," dedi. İstanbul'un son dönemde 'Avrupa’dan daha pahalı' olduğu yönündeki eleştirileri değerlendiren Tuncer, fiyatların sunulan hizmet kalitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu. "İstanbul bir dünya markasıdır," diyen Tuncer, geçmişte otellerin doluluk kaygısıyla ucuza pazarlanmasının yanlış olduğunu belirtti. Bugünkü fiyat artışlarının İstanbul’un lüks segmentte kendi gerçek değerini bulma süreci olduğunu ifade etti. Yüksek enflasyonist ortamda karlılığı korumanın yolunun doğru tedarik zinciri yönetiminden geçtiğini belirten Tuncer, sürdürülebilirlik ilkelerini maliyet kontrolüyle birleştirdiklerini anlattı. 65 otellik bir zincir gücüyle tedarikçilerle toplu anlaşmalar yaptıklarını ve yerel üreticileri desteklediklerini söyledi. Menülerinde tamamen yerel malzemeler kullandıklarını ve su kullanımında geri dönüşümlü cam şişe modeline geçerek su maliyetlerinde yüzde 45 tasarruf sağladıklarını belirtti. Tuncer, otelin tarihi geçmişine de değinerek, binanın ilk olarak sabun fabrikası olarak kullanıldığını ve zamanla iş hanına dönüştüğünü anlattı. Bu tarihi dönüşüm, otelin bugünkü lüks konumuna ulaşmasında önemli bir rol oynamış durumda.
İstanbul Turizmi: Lüks Segmentte Değerini Buluyor
JW Marriott Istanbul Bosphorus Genel Müdürü, İstanbul'un turizmdeki konumunu ve sektördeki zorlukları değerlendiriyor.

















