EKONOMİ
Giriş Tarihi : 04-08-2026 10:05   Güncelleme : 04-08-2026 10:05

Borsa İstanbul'da Likidite Krizi: Dr. Nuri Sevgen'den Kritik Uyarılar

Dr. Nuri Sevgen, Borsa İstanbul'daki likidite sıkışıklığını ve piyasa dinamiklerini analiz ediyor.

Borsa İstanbul'da Likidite Krizi: Dr. Nuri Sevgen'den Kritik Uyarılar

Borsa İstanbul'un küresel piyasalardan negatif ayrışmasının temel nedeni olarak piyasaya taze para girişinin sağlanamaması gösteriliyor. Dr. Nuri Sevgen, bu durumu değerlendirerek, özellikle bankacılık sektöründeki bilançoların beklentiler dahilinde ancak zayıf geldiğini belirtti. Sevgen, "Asıl sebep para girmiyor; gidemeyen borsa düşer, kural budur" diyerek piyasadaki hacimsizliğe dikkat çekti. İç piyasada mevcut paranın sadece sektörler arasında yer değiştirdiğini, bazı sektörlerden ise çıkışlar yaşandığını vurgulayan Sevgen, para girişini tetikleyecek güçlü bir hikayenin eksikliğinin fiyatlar üzerinde baskı yarattığını ifade etti. Teknik analizde, 8.000 seviyelerinden gelen ana yükselen trendin altına inilmesinin teknik açıdan sıkıntılı bir süreci başlattığını belirten Dr. Sevgen, arz tarafının talepten daha baskın olduğunu söyledi. Piyasanın rahatlaması için 13.750 - 13.800 bölgesinin üzerine çıkılması gerektiğini, aksi takdirde 200 günlük ortalama olan 13.000 seviyesinin hedef haline gelebileceğini belirtti. Dr. Sevgen, BIST 100 dışındaki hisselerin (BIST Tüm) ana endeks kadar sert düşmediğini, satışların daha çok ağırlığı yüksek olan ve kredili işlemlerin yoğunlaştığı ana hisselerde toplandığını ekledi. Piyasalardaki mevcut durumu tarihsel döngülerle açıklayan Dr. Sevgen, yaz aylarının genellikle borsa için durgun geçtiğini hatırlattı. İstatistiki verilere göre yükseliş dalgasının genellikle Ağustos sonu veya Eylül başında başladığını ifade eden Sevgen, bu yılki süreci İran ile yaşanan gerginlikler, iç siyaset tartışmaları ve Merkez Bankası'nın faiz indirim sürecine dair belirsizliklerin daha karmaşık hale getirdiğini belirtti. Yatırımcılar için en kritik beklentinin eylül ayında Merkez Bankası'ndan gelecek olası bir faiz indirimi sinyali olduğunu söyleyen Dr. Sevgen, bu sinyalin piyasayı canlandırabilecek ana unsur olduğunu vurguladı. Türkiye’deki enflasyon sorununun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğine değinen Dr. Sevgen, kamu maliyesindeki sorunlara dikkat çekti. Merkez Bankası'nın piyasayı sıkıştırarak üzerine düşeni yaptığını ancak kamu tarafında gerekli tasarruf adımları atılmadığı sürece enflasyonla mücadelenin halk nezdinde inandırıcılık kazanmasının zor olduğunu ifade etti. "Kamu maliyesi tasarrufa gitmediği zaman, havuza ne kadar su doldurursanız doldurun, alttaki tıpa suyu boşaltıyor" benzetmesini yaptı. Dünya genelinde tahvil faizlerinin yükselmesinin ciddi bir risk teşkil ettiğini belirten Dr. Sevgen, özellikle ABD 10 ve 30 yıllık tahvil faizlerindeki artışın küresel likiditeyi zorladığını söyledi. Bu durumun Japon Yeni üzerinden tüm dünyayı etkileyebilecek bir domino etkisi yaratabileceği konusunda uyardı. Son olarak, piyasalardaki volatiliteden korunmak için türev piyasaların önemine değinen Dr. Sevgen, yatırımcıların sadece alım-satım değil, düşüşlere karşı korunma yöntemlerini de öğrenmesi gerektiğini belirterek eğitim ve bilgi düzeyinin artırılması çağrısında bulundu.