Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işveren avukatının arabulucu olamayacağına dair önemli bir karar aldı. Bu karar, işçi ve işveren arasındaki eşitsizlikleri derinleştiren arabuluculuk sürecine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. 2018 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacakları ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurma zorunluluğu getirildi. Bu durum, taraflar arasında zaman zaman anlaşmazlıklara yol açıyor. Ankara'da bir şirkette dört yıl bakım onarım teknisyeni olarak çalışan bir işçi, işten çıkarılmasının ardından iş mahkemesine başvurdu. İşçi, geçirdiği kaza nedeniyle raporlu olduğu dönemde iş yerinin insan kaynakları sorumlusunun kendisini çağırdığını belirtti. İş yerine gittiğinde güvenlik odasına alındığını ve iş yeri avukatının kendisinden “Ailevi sebeplerden dolayı kendi isteği ile işten çıktığını” yazmasını istediğini ifade etti. İşçi, bu isteği kabul etmemesi durumunda karalama kampanyası başlatılacağı ve sicilinin bozulacağı yönünde tehdit edildiğini söyledi. İşveren avukatı ise işçinin iş yerine kendi isteğiyle geldiğini ve istifasını vermek istediğini iddia etti. Ayrıca, işçiye hak ettiği tüm alacakların yanı sıra bir aylık ücretinin de verilmesi teklifinde bulunulduğunu savundu. Ancak iş mahkemesi, arabuluculuk tutanağına bir yıllık hak düşürücü süreden sonra itiraz edildiği gerekçesiyle işçinin talebini reddetti. Bölge adliye mahkemesi de aynı yönde bir karar aldı. İşçinin avukatı, temyiz başvurusunda arabulucunun işverenin avukatı olduğunu ve bu nedenle tarafsız olamayacağını belirterek arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu öne sürdü. Yargıtay, 29 Nisan 2026 tarihli kararında, iş mahkemesinin verdiği kararın dosya kapsamına uygun olmadığını vurguladı. Yargıtay, arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkin bir davada, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı yönünde bir yıllık hak düşürücü sürenin aranamayacağını belirtti. Ancak irade fesadı iddiası varsa bir yıllık sürenin geçerli olacağı ifade edildi. Kararda, alacaklıların dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurması zorunluluğu ve arabuluculukta anlaşılan hususlarda dava açılamamasının mahkemeye erişim hakkını kısıtladığına dikkat çekildi. Anayasa Mahkemesi, 2013 yılında arabuluculuğu hak arama özgürlüğünü sınırlayan bir yöntem olarak değerlendirmişti. Yargıtay, eşitliğin gözetilmediği, işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edemediği bir ortamda baskı altında olduğu durumların kabul edilemeyeceğini belirtti. Arabuluculuk sürecinin, özellikle ekonomik ve sosyal açıdan zayıf taraflar için usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapıldı.
Yargıtay'dan İşveren Avukatıyla İlgili Karar
Yargıtay, işveren avukatının arabulucu olamayacağına dair karar verdi. Arabuluculuk sürecinin işçi-işveren ilişkilerine etkileri incelendi.

















