ABD Dışişleri Bakanlığı, Donald Trump'ın 21 maddelik Gazze barış planına olan bağlılığını sürdürdüğünü ve bu planın uygulanması için 206 milyon dolar fon ayırdığını duyurdu. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Sözcü Tommy Pigott, 'Tutumumuz değişmedi, planda kararlıyız' diyerek ABD'nin bu konudaki kararlılığını vurguladı. Bu açıklama, Washington’un sahadaki dirençlere rağmen geri adım atmayacağına dair güçlü bir mesaj veriyor. Ayrıca, finansal ve askeri mekanizmaların eş zamanlı olarak devreye alınması, bölgedeki diplomatik dinamikleri değiştirebilir. Barış Kurulu’nun Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine yönelik vardığı mutabakat, diplomasi trafiğini hızlandırdı. ABD, Trump'ın Gazze barış planının sadece bir niyet beyanı olmadığını 31 Temmuz'da Kongre’ye yaptığı resmi fon bildirimiyle kanıtladı. Yönetim, Gazze'de kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü için 206 milyon dolar ayırdığını açıklayarak, bu taahhüdü somut bir finansal adım haline getirdi. Bu bütçenin onay sürecinin başlatılması, ABD için geri dönüşü olmayan bir hukuki ve bürokratik mekanizmanın işleyişe girmesi anlamına geliyor. Beyaz Saray, içerideki bütçe muhaliflerine ve bölgedeki müttefiklerine sürecin finansmanını üstlenmeye hazır olduğu mesajını veriyor. Böylece, itiraz eden tüm taraflara masadan kalkış biletlerinin iptal edildiği sinyali gönderiliyor. Sözcü Pigott’un 'planın kilit unsuru' olarak tanımladığı Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze’de geçiş dönemini yönetecek çok uluslu bir askeri-idari mekanizma olarak tasarlanıyor. Bu gücün temel misyonu, bölgede asayişi sağlamak, insani yardımların güvenli dağıtımını koordine etmek ve Gazze'nin yeniden bir sıcak çatışma alanına dönüşmesini engellemektir. ABD, yerel otoritelerin tamamen çöktüğü bir ortamda bu çok uluslu gücün sahaya inmesini planın başarısı için vazgeçilmez bir şart olarak görüyor. Egemenlik hakları tartışmalarına rağmen, ABD bu gücü bölgeye yerleştirmekte kararlı. Çünkü bu mekanizma olmadan kalıcı bir ateşkes sağlanamayacağını biliyorlar. Nihai hedef, bu gücü bölgedeki diğer Arap ülkelerinin de katılımıyla meşru bir zemine oturtmak. Barış Kurulu'nun fon bildirimiyle aynı gün ilan edilen tarihi mutabakat, Hamas'ın askeri kapasitesinin silahsızlandırılması ve İsrail’in Gazze'den çekilmesi gibi iki büyük adımı aynı potada eritiyor. ABD, bu iki devasa adımı senkronize bir şekilde büyüterek hem İsrail'in güvenlik endişelerini gidermeyi hem de Filistin tarafının toprak bütünlüğü ve özgürlük taleplerini diplomatik bir paketle karşılamayı hedefliyor. Ancak, sahadaki silahlı unsurların bu silahsızlanma takvimine nasıl ikna edileceği sorusu henüz yanıt bulmuş değil. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun plana karşı çıkan sert açıklamaları, ABD ile İsrail arasında son yılların en ciddi diplomatik gerilimlerinden birini ortaya çıkardı. Washington, Netanyahu’nun bu çıkışlarını göz ardı etmek yerine, İsrail’in yapısal bağımlılıklarını devreye sokan bir ikna stratejisi yürütüyor. İsrail'in mühimmat zinciri, hava savunma sürekliliği ve Birleşmiş Milletler’deki diplomatik destek ihtiyacı, ABD’nin elindeki en büyük kozlar arasında yer alıyor.
Trump'ın Gazze Barış Planı: ABD'den 206 Milyon Dolar Destek
ABD, Trump'ın Gazze barış planı için 206 milyon dolar ayırdığını açıkladı. Bu adım, Orta Doğu'da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.

















