GÜNCEL
Giriş Tarihi : 14-08-2026 20:21   Güncelleme : 14-08-2026 20:21

Dijital Obezite ve Zihinsel Sağlık Üzerindeki Etkileri

Dijital obezite, zihinsel sağlığı tehdit ediyor. Uzmanlar, dikkat süresinin kısalmasını ve olumsuz etkileri vurguluyor.

Dijital Obezite ve Zihinsel Sağlık Üzerindeki Etkileri

Günümüzde sosyal medya akışında gezinmek, kısa videolar arasında geçiş yapmak ve sürekli bildirimleri kontrol etmek, dijital tüketimin günlük yaşamda ne denli yaygınlaştığını gözler önüne seriyor. 'Dijital obezite' olarak tanımlanan bu durum, kontrolsüz dijital içerik tüketiminin zihinsel yük oluşturmasıyla ortaya çıkıyor. Sürekli yeni uyaranlara maruz kalmak, bireylerin uzun süre bir konuya odaklanmasını ve derinlemesine düşünmesini zorlaştırıyor. Özellikle kısa ve hızlı tüketilen videoların artışı, kullanıcıların sürekli yeni içeriklerle karşılaşmasına neden olurken, dikkat gerektiren faaliyetleri de zorlaştırıyor. Bu nedenle dijital obezite, yalnızca teknoloji kullanımının değil, aynı zamanda bireylerin dikkat ve zaman tüketim biçimlerinin de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Narmanlıoğlu, dijital obeziteyi 'çok ve çeşitli yemek yemenin ardından yaşanan mide fesadı' olarak tanımlıyor. Narmanlıoğlu, geçmişte enformasyon bombardımanının sadece haberlerle sınırlı olduğunu, günümüzde ise her türden içerik bulunduğunu belirtiyor. 'Biz buna 'veri kalorisi' diyelim. Nasıl ki vücudumuzda fazla kalori alındığında hantallık meydana gelir ve sağlığımızı bozar, veri kalorisi de zihnimizi etkiliyor. Hızlı karar verme, derin düşünme ve analitik düşünme yeteneklerimizi felce uğratıyor. Bu yönüyle dijital obezite, zihin dünyamızı ve algılarımızı etkileyen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.' diyor. Narmanlıoğlu, özellikle kısa videolar ve hızlı tüketilen sosyal medya içeriklerinin beyindeki ödül mekanizmasını harekete geçirerek 'zahmetsiz dopamin salgılanmasına' neden olduğunu ve bunun dikkat süresini kısalttığını vurguluyor. Ekran başında çalışan bireylerin durumunu da ele alan Narmanlıoğlu, 'Dijital obezitede temel kriter, tüketici olmaktır. Eğer bir kişi mesleği gereği enformasyon teknolojilerini kullanıyorsa, bu durum sorun değildir. Ancak amaçsızca tüketim yapmak dijital obezitenin temel kriteridir.' ifadelerini kullanıyor. Ayrıca, ekran maruziyetinin göz kuruluğu, uykusuzluk, boyun düzleşmesi ve duruş bozukluklarına yol açabileceğini de ekliyor. Dijital obeziteden kurtulmanın yollarını anlatan Narmanlıoğlu, 'Sürdürülebilir ve kaliteli içerik tüketimi esas olmalıdır. Telefonları sessize almak, gereksiz uygulamaların bildirimlerini kapatmak önemlidir. Yatak odalarından telefon ve tablet gibi cihazları uzak tutmak gerekiyor. Sosyal ortamlarda mutlaka telefondan uzaklaşmak ve sosyal hayata katılmak şart.' diyor. Ayrıca, 'Uyandığımızda en azından ilk yarım saati herhangi bir dijital ekrana bakmadan geçirmeliyiz.' şeklinde önerilerde bulunuyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Oğuz Gülleb, dijital obezitenin sosyal medya ve internet kullanımıyla başlayan bir kavram olduğunu belirtiyor. Gülleb, tüketilen dijital içeriklerin teknik olarak 'abur cubur' gibi düşünülebileceğini ifade ediyor. 'Dijital obezitenin hem fizyolojik hem de psikolojik çıktıları olabiliyor. Fizyolojik olarak duruş bozukluğu, kilo alma ve göz bozukluğu gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Psikolojik olarak da dijital bağımlılığa geçişte öncül belirtiler gösterebilir.' diyor. Özellikle gençlerde beyin gelişiminin henüz devam ettiği dönemlerde hızlı tüketim sırasında yaşanan dopamin salgısının, bireylerde 'Hızlı tüketmeye alışırsam mutlu olurum.' düşüncesine yol açtığını belirtiyor. 2004 yılında yapılan bir araştırmada odak süresinin 2 dakikanın üzerinde olduğu, günümüzde ise bu sürenin 47 saniyeye düştüğü kaydediliyor.