Alışveriş dünyası, 26 Haziran 1974’te ABD’nin Ohio eyaletinde bir paket sakızın taranmasıyla başlayan barkod devrinin sonuna yaklaşıyor. Geleneksel çizgili barkodlar, yerini daha akıllı ve yetenekli QR benzeri 2 boyutlu (2D) kodlara bırakıyor. Bu dönüşüm, yalnızca kasalardaki işlemleri hızlandırmakla kalmayacak, aynı zamanda gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanında da önemli değişiklikler getirecek. Geleneksel barkodlar, ürünlerin kimliğini kasada iletmek için kullanılıyor ve satış işlemi tamamlandığında işlevselliği sona eriyor. Ancak geleceğin 2D barkodları, 3.000 karaktere kadar veri depolayabiliyor. Bu geniş veri kapasitesi, hem perakendeciler hem de tüketiciler için yeni fırsatlar sunuyor. Gıda güvenliği açısından, bu yeni sistemin en büyük avantajı, ürün geri çağırma süreçlerini daha etkili hale getirmesi. Mevcut sistemde, riskli ürünlerin tespit edilmesi karmaşık ve zaman alıcı bir süreç. Eski FDA Gıda Politikası Başkan Yardımcısı Frank Yiannas, bu belirsizlikler nedeniyle her yıl yüz milyonlarca dolarlık güvenli gıdanın israf edildiğini belirtiyor. Barkod standartlarını belirleyen GS1, bu dönüşümü desteklemek amacıyla 'Sunrise 2027' girişimini başlattı. Önümüzdeki dönemde, mağazalarda hem eski 1D hem de yeni 2D barkodları birlikte göreceğiz. Procter & Gamble ve Topo Chico gibi sektör devleri, ambalajlarında 2D kodları test etmeye başladı. Tüketici Markaları Birliği ise 'SmartLabel' uygulamasıyla ürün detaylarına ulaşımı kolaylaştırıyor. Küresel altyapının ve ambalaj sistemlerinin güncellenmesi zaman alacak, ancak uzmanlar bu geçişin ilk barkodun yaygınlaşması kadar uzun sürmeyeceğini öngörüyor. Gelecek yıldan itibaren, market alışverişlerimizde bu yeni barkodların sağladığı avantajları deneyimleyeceğiz.
Barkod Devrimi: 2D Kodlarla Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilirlik
Geleneksel barkodlar yerini 2D kodlara bırakıyor. Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlikte önemli bir dönüşüm başlıyor.

















