ABD Merkez Bankası (Fed), piyasa ve yönetim arasındaki belirsizliklerle zorlu bir süreçten geçiyor. Doç. Dr. Bektaş, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın iki haneli seviyelere ulaşmasının, Fed'in karar alma sürecini etkilediğini belirtiyor. ABD Başkanı Trump'ın, ülkenin en güçlü devleti olarak en düşük faizle borçlanma gerekliliğini savunduğunu ifade eden Bektaş, piyasanın ise faizlerin yükselmesini beklediğini vurguladı. Trump’ın, savaşın ancak ara seçimlerden sonra sona erebileceğine dair açıklamaları, jeopolitik belirsizliklerin devam edeceğine işaret ediyor. Bektaş, küresel ölçekte artan kamu borçlarının yanı sıra, şirketlerin yapay zeka odaklı teknoloji yatırımları için yoğun bir şekilde borçlandığını dile getirdi. Bu durum, yatırımcıların yüksek kamu borç yükü altında daha yüksek bir risk primi talep etmesine neden oluyor. Yükselen petrol fiyatlarıyla birlikte tahvil faizlerindeki artışın doğal bir sonuç olduğunu savunan Bektaş, ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil alımlarının ve piyasa ile olan restleşmenin de faizlerdeki yükselişte etkili olduğunu belirtti. Ayrıca, ABD'de tarım dışı istihdamın beklentileri aşması ve enflasyon verilerinde enerji kaynaklı katkının yüksek kalması, ikinci tur etkilerinin tetiklenebileceği uyarısını beraberinde getiriyor. Michigan Üniversitesi verilerine göre, hanelerin 12 ay sonraki enflasyon beklentisi Eylül ayında %4'ten %4,6'ya yükseldi. Bektaş, Fed ile piyasa arasındaki iletişimde sorunlar yaşandığını ve bu durumun toplumda ‘enflasyonla yeterince mücadele edilmiyor’ algısını beslediğini ifade etti. Fed'in sınırlı bir faiz artırımı yapması veya etkili bir sözlü yönlendirme ile bu algıyı kırması gerektiğini vurguladı. Olası bir faiz artırım kararı, piyasalarda yeni sorunları gündeme getirebilir. Bektaş, Fed'in alacağı kararın, piyasa baskısı ve ABD yönetimi arasındaki dengeyi nasıl etkileyeceğinin dikkatle izleneceğini belirtti.
Emniyet Teşkilatında Görev Değişiklikleri: 39 İlin Müdürü Değişti
01:02 - SİYASET