Ortadoğu'da ABD ile İran arasındaki gerginlikler, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde devam ediyor. Al Jazeera'nın haberine göre, bu çatışma eylül ayının başında daha kritik bir aşamaya girdi. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 'tankerine tanker' olarak adlandırılan yeni bir strateji benimsedi. Bu yaklaşım, İran'ın ticari gemilere yönelik saldırılarına karşılık olarak, ABD'nin İran'a ait tankerleri hedef almasını öngörüyor. Bu stratejinin, doğrudan karşılık verme ilkesine dayandığı belirtiliyor. İran, herhangi bir ticari tankeri hedef alırsa, ABD'nin İran hükümetiyle bağlantılı veya İran petrolü ihracat ağlarının bir parçası olan bir tankeri hedef alacağı ifade ediliyor. Bu politika, deniz taşımacılığını savunma amaçlı korumadan, ekonomik ve askeri caydırıcılığa geçiş anlamına geliyor. İran’ın petrol varlıkları, bu çatışma kurallarının merkezine yerleştirildi. Stratejinin askeri boyutunun ötesinde, küresel enerji güvenliği, taşımacılık ve sigorta maliyetleri ile petrol ve doğal gaz fiyatlarının istikrarı açısından da önemli olduğu vurgulanıyor. Hürmüz Boğazı, başta Asya olmak üzere küresel piyasalara petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının en önemli güzergahlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, boğazda yaşanacak uzun süreli aksaklıkların, hızla arz şokuna, enerji maliyetlerinde artışa ve küresel enflasyona yol açabileceği belirtiliyor. ABD basınında yer alan haberlere göre, Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarının yalnızca deniz eskortlarıyla karşılanmaması gerektiğini, aynı zamanda İran tankerlerinin de hedef alınmasını öngören politikayı onayladığı bildiriliyor. Bu durum, gerilimin maliyetini askeri alandan çıkararak, Tahran açısından son derece hassas olan petrol ihracatı ve deniz taşımacılığı sektörüne taşıyor. Eylül ayının başında gerçekleştirilen saldırılar, bu yaklaşımın kamuoyuna açıklanan ilk uygulaması olarak kaydedildi. ABD insansız hava araçlarının, İran kıyıları açıklarında demirli bulunan iki İran tankerini hedef alarak gemilerin makine dairelerini vurduğu bildirildi. Bu saldırılar, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı yaklaşık 100 hedefi kapsayan daha geniş çaplı bir askeri operasyonun parçası olarak değerlendiriliyor. Hedefler arasında hava savunma mevzileri, radarlar, mayın döşeme kapasitesi ve iletişim merkezleri yer alıyor. Yeni strateji, geleneksel konvoy eskortu politikasından farklı bir yaklaşım sergiliyor. Washington, ticari gemilere yönelik saldırı ihtimalini azaltmanın yanı sıra, İran’ın petrol ticaretinde doğrudan ve ölçülebilir bir zarara yol açacak bir caydırıcılık denklemi oluşturmayı amaçlıyor. Ancak bu stratejinin, tankerlerin karşılıklı hedeflere dönüşme ihtimalini artırdığı ve kontrol edilmesi zor bir tırmanma döngüsüne yol açabileceği de ifade ediliyor. İlk hedefin, Washington’ın İran tarafından kullanılan asimetrik baskıyı kırmak olduğu belirtiliyor. Bu bağlamda, İran’ın ticari gemileri tehdit etmesi, alıkoyması veya çeşitli yöntemlerle hedef alması, küresel deniz taşımacılığında kayıplara yol açabileceği düşünülüyor.
Emniyet Teşkilatında Görev Değişiklikleri: 39 İlin Müdürü Değişti
01:02 - SİYASET