|
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, salgın süreciyle Türkiye'nin dünya ekonomi atlasındaki öneminin büyüdüğünü, bu fırsatın yerli ve milli sanayileşme politikalarıyla iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kaan, derneğin Manisa Şubesi 5. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı açıklamada, tüm dünyanın zorlu bir yılı geride bıraktığını, Kovid-19 salgını nedeniyle sermaye, mal ve insan hareketliliğinin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi.
Salgın nedeniyle küresel ekonomik sistemin yerini üniter yapılara bıraktığını, ülkelerin kendine yetebilme anlayışını benimsediğini aktaran Kaan, "Pandemi sonrası keskin paradigma dönüşümleri beklerken karşımıza devletçi bir kapitalizm çıktı ve bu model aslında bize pek de yabancı değildi." ifadesini kullandı.
Ulus ekonomilerinin temel alındığı bir mantıkta devletlerin ekonomiler üzerindeki ağırlığını giderek daha çok hissettireceğini ifade eden Kaan, şunları söyledi:
"Her devlet kendi milletinin salgından en az hasarla etkilenmesi adına destek ve teşvik paketleri açtı. Salgın tüm dünyada tamamen bitene kadar da bu uygulamalar kademeli bir şekilde varlığını sürdürmek zorundadır. Belki de iş dünyasının içinde hareket edeceği yeni iktisadi model de budur. Global sermayenin yeniden gelişmiş ülkelerden bizim gibi gelişmekte olan ülkelere doğru aktığını da söylemek mümkündür. Ancak burada önemli olan nokta bu sermaye akımının anlık fon hareketleri mantığında girip çıkması değil. Ülkemize doğrudan yatırımlar yoluyla üretim, yatırım ve istihdam sağlamasıdır."
Hükümetin salgın döneminde iş dünyasına sağladığı kolaylıkların sonuçlarını almaya başladıklarına dikkati çeken Kaan, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reform Paketi'nde de yerli ve milli sanayileşme politikalarının öncelendiğini, fiyat istikrarının üretim yoluyla sağlanmasına yönelik adımların dikkat çektiğini dile getirdi.
Abdurrahman Kaan, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Pandemi sonrası süreçte açılacak yeni iktisadi paylaşım masasında yerli ve milli sermaye ve sanayileşme politikalarımız bizi 2023 ve sonrası hedeflere taşıyacak yegane eksendir. Pandemi aslında Türkiye’nin, dünya ekonomi atlasındaki önemini ziyadesiyle artırmıştır. Bu fırsatın derhal ve en etkin şekilde değerlendirilmesi gerekir. Her ne kadar salgın döneminde aldığımız ekonomik hasar ortada olsa da Türkiye ekonomisi, bu dönemde G20 ülkeleri içerisinde Çin'in ardından en çok büyüme kaydeden ülke olmuştur. 2020 yılı genelinde ise yüzde 1,8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, yılın başında kendisine yönelik küçülme tahminleri yapan bütün uluslararası kuruluşları şaşırtan bir performans sergilemiştir."
|