Kasım ayından bu yana değişen ve takdir toplayan ekonomi politikalarının yanı sıra reformların uygulanacağına dair kararlılığın gösterilmesi de ülke ekonomisinde not artırımlarını beraberinde getirecek bir rotanın şekilleneceğine işaret ediyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan öncülüğünde uzun süredir üzerinde çalışılan, makroekonomik istikrar politikaları ve yapısal politikaları içeren ekonomik paketin gelecek hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu paketi kamuoyuna açıklayarak ülkeyi istikrar ve güven temelinde büyütme kararlılığını bir kez daha ortaya koyacaklarını ifade etmişti.
Açıklanacak paketin, sürdürülebilir büyümeyi destekleyici, enflasyonist baskıları azaltıcı ve yapısal kırılganlıklara cevap veren bir dizi unsuru içinde barındırması bekleniyor. Hayata geçirilecek politikaların yabancı yatırımcıların güvenini tazeleyeceği, ülke imajı ve kredibilitesine artırıcı etki yapacağı değerlendiriliyor. Tüm bunların, not artırımlarını da beraberinde getirebileceğine işaret ediliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's de dün AA'ya yaptığı açıklamada, ekonominin yapısal dengesizliklerine cevap veren bir dizi ekonomik reformun, orta vadede yukarı doğru not baskısına yol açabileceğini bildirmişti.
"Teşvik, dış ticaret ve vergi mevzuatı değiştirilmeli"
AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan akademisyen, ekonomist ve yazar Prof. Dr. Emre Alkin, dünyada reform kelimesinin ekonomiden ziyade siyasal ve sosyal haklar için kullanıldığını belirterek, "Reformdan kasıt çok ciddi bir model değişikliği yoksa pakettir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının kastettiği de şu; yeni ekonomi yönetiminin piyasa dostu söylemleri, arz ve talep dengesine dikkat eden adımları devam ettikçe ülke notunun yükselmesi için umut var. Ancak bu piyasa dostu ekonomi yönetimine destek verecek unsurlar, uzun zamandır geciktirilmiş adalet, hak ve özgürlüklerle ilgili reformlardır." dedi.

Eğitim anlayışının da değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Alkin, bilim ve teknik üretilmesinin önemine işaret etti.
Vergi avantajlarının birçok ülkede sağlandığını, ancak bunun bir teşvik olmadığını belirten Alkin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Teşvik mevzuatı en baştan ele alınmalı. Herkese teşvik veren bir sistemimiz var, buna reform denmesi imkansız. Benim için en büyük reform teşvik mevzuatının gözden geçirilmesi ve seçici şekilde teşviklerin verilmesi. Seçici teşvikler, istihdama değil tamamıyla yoğun dijitalleşmeye, ardından da mevcut istihdamın dijital ekonomiye kaydırılması için verilmeli. Bizim emek yoğun sektörlere teşvik vermeye devam etmememiz, mutlaka dijitalleşme trenini 3 yıl içinde yakalamamız lazım. Bunun ardından da döviz kazandırıcı faaliyetlerin sayısının artırılması ve bunların cesaretlendirilmesi geliyor. Ekonomiyi ilgilendiren mevzuatın dakika başı değiştirilmemesi de önemli. Öte yandan dış ticaret rejiminin tamamen liberal, modern hale getirilmesi gerek. Dış ticaret rejimi bu sert haliyle Türkiye ekonomisine bir fayda sağlamıyor. İkinci büyük reform bu olacaktır."
Alkin, vergi reformunun ise vatandaşın mevsimine bakılmaksızın her ay satın almak zorunda kaldığı ürünler üzerindeki vergilerin düşürülmesi yoluyla yapılabileceğini, böylece düşük gelirli vatandaşın mağduriyetinin giderilebileceğini söyledi.
Özetle teşvik mevzuatının gözden geçirilmesi, dış ticaret mevzuatının modern hale getirilmesi ve vergi mevzuatında vatandaş lehine yenilik yapılması gerektiğinden bahseden Alkin, "Ancak bunlar yapılırsa yine de kredi derecelendirme kuruluşları not artırmaz. Türkiye'nin kredi notunu yükseltecek tek şey 15 Temmuz'daki alçak saldırının ardından içine girdiğimiz teyakkuz durumunun sona erdiğini göstermemiz gerek. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu hafta yaptığı bir konuşmada benim söylediğimden bahsederek, demokratikleşme açısından yeni bir dönemin müjdesini verdi. Ben de heyecanla bekliyorum." diye konuştu.
"Ekonomi dışında hukuk ve yargı reformu da önemli"
Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da sıkı para politikası ve enflasyonla mücadelenin ön plana çıkmasının, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için önemli bir koşul olduğunu söyledi.
Bunun görülmeye başlaması ile Türkiye'nin mevcut kredi notunun düşük seviyelerde bulunması nedeniyle kredi derecelendirme kuruluşlarının da harekete geçme ihtiyacı duyacağını belirten Aslanoğlu, "Merkez Bankası'nın hükümete sunduğu mektupta da vardı; finansal istikrar ve fiyat istikrarının sağlanması amacına ulaşmak için sadece sıkı para politikası değil, bunun ekonomi ve ekonomi dışı reformlarla da desteklenmesi gerek." dedi.
Aslanoğlu, ekonomide gıda enflasyonunun çözülmesi yönünde bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Gıda enflasyonu çok ciddi bir sıkıntı yaşatıyor. Bunun çok kısa vadeli bir çözümü yok. Türkiye'de tarımsal arzı artırmaya yönelik planlı bir döneme geçmeye, daha radikal ve 3-5 yıllık bir tarım reformu açıklamaya ve net hedefleri koymaya ihtiyaç var. Türkiye'nin gıda ile ilgili sorunu çözebilmesi için gıdada arzı, talebin üzerine çıkarması gerek. Bir başka politika ihtiyacı konusu da; döviz kurlarına baskı yapan unsurları ortadan çıkarmamız gerekiyor. Burada cari işlemler hesabında açığı azaltan, mümkünse fazlaya geçiren bir değişime ihtiyacımız var. En büyük döviz ihtiyacımız, ithalattan kaynaklanıyor. Doğal gaz ve benzeri rezerv buluşlarının 2023 sonrası belli bir katkısı olacak ama Türkiye'nin yenilenebilir enerji konusunda bir hamle yapması ve buradaki çabalarını hızlandırması gerek. Rüzgar ve güneş enerjisi ile ithalat faturasını düşürmeye ihtiyacımız var. Tabii ki bu da zaman alacaktır ancak bu beklentiyi yaratmamız önemli."
Türkiye'nin ihracatta da menzili artırması ve yüksek teknolojiye geçmesi gerektiğini vurgulayan Aslanoğlu, bunun da sadece piyasaya bırakılmaması, sanayi planı, stratejik bir plan ya da gerekirse kamu-özel iş birliği ile başarılması gerektiğini ifade etti.
Aslanoğlu, ekonomi dışında da hukuk ve yargı reformunun önemine dikkati çekerek, "Türkiye'nin iç ve dış yatırımlarını artırması için yatırım yapılabilir ortamını iyileştirmesi gerek. Burada da hukuk ve yargı sistemi çok önemli. Reform var, çaba var. Bunların uygulanacağına ilişkin bir çaba da görülürse not artırımları gelir. Ancak reformların uygulanmayla beraber ilerlemesi gerekiyor. Türkiye'nin şu anda en ihtiyaç duyduğu şey reformların uygulamaya geçmesi." diye konuştu.



















