EKONOMİ
Giriş Tarihi : 05-08-2026 11:03   Güncelleme : 05-08-2026 11:03

Avrupa'da Kuraklık Krizi: Nehirler ve Enerji Santralleri Tehlikede

Avrupa'da kuraklık, nehir seviyelerini düşürerek enerji üretimini ve ticareti tehdit ediyor.

Avrupa'da Kuraklık Krizi: Nehirler ve Enerji Santralleri Tehlikede

Avrupa'da etkisini giderek artıran kuraklık, kıtanın ekonomik ve enerji altyapısını ciddi şekilde tehdit ediyor. Tuna Nehri'nde su seviyeleri tarihin en düşük seviyelerine gerilerken, Romanya'nın Cernavodă Nükleer Santrali soğutma suyu sağlamak için nehir yatağında kontrollü patlamalar gerçekleştirdi. Bu önlem, santralin soğutma sistemlerini koruma amacı taşıyor. Macaristan'da ise Paks Nükleer Santrali, düşük su seviyeleri nedeniyle kapanma riskiyle karşı karşıya. Ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan bu santral, su seviyelerinin kritik düzeylere inmesi nedeniyle operasyonlarını sürdürememe tehlikesi yaşıyor. Sırbistan da hidroelektrik üretimini önemli ölçüde azaltmak zorunda kaldı. Almanya'da Ren Nehri, son 150 yılın en düşük seviyesine indi. Kaub bölgesinde su seviyesi 24 santimetreye kadar gerileyerek, güvenli seyrüsefer için kritik sınır olan 78 santimetrenin çok altına düştü. Bu durum, yük gemilerinin kapasitelerini azaltmasına ve navlun ücretlerinin artmasına neden oldu. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nden Stefan Kooths, bu lojistik aksamaların Almanya'nın üçüncü çeyrek GSYH'sinde yüzde 0,2'lik bir düşüşe yol açabileceğini belirtti. Dünya Kaynakları Enstitüsü'nden Liz Saccoccia, su seviyelerindeki düşüşün sanayi ve ticaret üzerinde geniş kapsamlı etkileri olduğunu vurguladı. Ren ve Tuna gibi ana nehirler, ticaret koridoru olmanın ötesinde, sanayi ve enerji üretimi için de hayati öneme sahip. Macaristan, Romanya ve Fransa'daki nükleer santraller ile Sırbistan'daki hidroelektrik tesisleri üretim kısıntısına gitmek zorunda kaldı. Bu durum, elektrik kesintisi riskini ve ithalat maliyetlerini artırıyor. Güney Avrupa'da nüfusun yaklaşık yüzde 30'u kalıcı su stresi altında yaşıyor. İklim krizine bağlı su kıtlığının, küresel tedarik zincirleri ve Avrupa ekonomisi üzerindeki baskıyı önümüzdeki dönemde daha da artırmasından endişe ediliyor.