Salgın harcama alışkanlıklarımızı değiştirdi mi?

Carnegie Mellon Üniversitesi Ekonomi ve Psikoloji Profesörü George Loewenstein, salgın döneminde tasarruflarda arış olduğunuı, hanehalkı harcamalarının sektörlerel dağılımında ise değişimler olduğunu ifade etti.

EKONOMİ - 5 yıl önce

Loewenstein, davranışsal ekonomide salgın süreci ve endişe düzeyinin sosyoekonomik karar alma davranışlar üzerindeki etkisine ilişkin çıkarımlarda bulundu.

İnsan davranışlarında salgının ilerleyişinin  büyük rol oynadığına vurgu yapan Loewenstein, davranışsal ekonominin; insan davranışlarına odaklandığını ve insanları neyin harekete geçirdiği ya da riskleri nasıl algıladıkları konusunda geleneksel ekonomiden çok daha gerçekçi bir anlayışı özümsediklerini söyledi.

Loewenstein, "Davranışsal ekonomi, potansiyel bir salgının insan davranışıyla ilgili herhangi bir boyutuyla ilişkilendirilebilir." ifadelerini kullandı.

İnsanların "dar görüşlü" olduğu düşüncesinin davranışsal ekonominin konularından biri olduğunu belirten Loewenstein, insanların genellikle yangınlarla mücadele ettiğini ancak bunları önlemekte iyi olmadığını söyledi.

Loewenstein, "Davranışsal ekonomi, hükümetleri salgın öncesinde düşündürmek ve gelecek salgınların meydana gelmemesi için önlemler almak için kullanılabilir. Salgın meydana gelirse dahi daha hazırlıklı oluruz." söyleminde bulundu.

Salgın süreci tasarrufu arttırdı

Davranışsal ekonomden insanların maske takması, aşıya karşı olan isteksizliğin üstesinden gelinmesi, aşılamanın teşvik edilmesi gibi konularda faydalanılabileceğinini vurgusunu yapan Loewenstein, aşı karşıtı insanlara aşı olmaları için para ödenmesinin iyi bir şey olarakkarşılanmayacağın, bir şey yapılması karşılığında verilen paranın insanların kendi çıkarlarına olmayacağını düşünmelerine  yol açacağını söyledi.

Loewenstein, "Bunun yerine, 'aşı olursanız, tiyatroya gidebilirsiniz veya işe gidebilirsiniz' gibi üstü kapalı teşvikler daha mantıklıdır. Bu mantıklı bir müdahale. Çünkü insanlar aşı olmazsa diğer insanları ve kendilerini riske atarlar. Yani aynı zamanda aşı olmak; aşı olmak için teşvik yaratıyor. Çünkü aşı olmazsanız işe gidemezsiniz veya hoşlandığınız etkinliklere katılamazsınız." işeklinde konuştu.

Salgının insan davranışları ve seçimleri üzerindeki etkisininden e bahseden Loewenstein, sözlerinin devamında şunları söyledi:

"ABD'deki en büyük sürpriz, tasarruf oranının artması oldu. Bunu herhangi bir ekonomistin tahmin ettiğini sanmıyorum. Seyahat veya restoranda yemek yeme gibi birçok pahalı boş zaman aktivitesi yapılamaz hale geldi. İnsanlar harcama yapıyorlar ancak seyahat ve restoran harcamalarındaki azalmayı telafi edecek miktarda değil. Bu nedenle tasarruf oranı, en azından ABD'de çoğunlukla seyahat gibi şeylere çok para harcayan varlıklı insanlar tarafından yapılmasına rağmen dramatik bir şekilde arttı. İnsanlar tüketim mallarına daha fazla para harcıyor. Ev dışında konser, tiyatro gibi eğlenceler, seyahat ve restoranlarda yapılan harcamalar azaldı. Salgın, harcamayı farklı sektörler arasından yeniden dağıtıyor. Sektörler arası muazzam bir değişim yarattı. Herhangi bir ekonominin birdenbire uyum sağlaması zor. İnsanlar bazı büyük kategorilere para harcamıyor, diğer kategorilere biraz daha fazla harcıyor. Dolayısıyla ekonomilerin bu tür şeylere alışması zaman alır."

Salgın sona erdiğinde bazı restoranların kapanmış olacağını ve hava yolu şirketlerinin seyahat hizmetlerinde kesintiye uğrayacağını vurgulayan Loewenstein, bu durumun "acı verici" başka düzenlemeleri gerektireceğini söyledi.

"İnsanlar, davranışlarını değiştirmeli ama muhtemelen çok fazla korku kalıntısı olacak"

George Loewenstein, birçok politikacının salgını atlatmak için ekonomik faaliyeti hızla durdurmak gibi eylemleri uygulamada gönülsüz davranış sergilediğini  idile getirerek, "Bence insanlar yeni koşullara oldukça uyum sağlayabiliyor. İnsanlar, 2 aylık bir kapanma ile başa çıkabilirdi. Bence politikacılar çok temkinli davrandılar, insanların ne kadar uyumlu olabileceğini hafife alıyorlar." dedi.

Loewenstein, virüsün ortaya çıktığı Çin'de hükümet tarafından alınan hızlı ve radikal önlemlerin etkisiyle ülkenin, şu anda aksamalar olan ekonomilere mal tedariinde bulunduğunu belirtti.

Hükümetlerin bundan ders çıkarmasını umduğunu söyleyen Loewenstein, "Belki bir sonraki salgında, politikacılar insanların uyum yeteneğini dikkate alacak. Hayatı yarı yarıya durdurmak ve salgınla mücadelede etkili olmayan gevşek önlemler almak yerine daha hızlı ve daha kararlı adımlar atmaya hazır olacaklardır." sözlerini kullandı.

Loewenstein, herkesin aşılanmasıyla riskin azalacağına vurgu yaparak, şöyle devam etti::

"İnsanlar, davranışlarını değiştirmeli ama muhtemelen çok fazla korku kalıntısı olacaktır. Aşı olan insanlar, aşı olmadan önceki gibi davranıyorlar. Aşı olduktan sonra davranışınızı değiştirmek mantıklı, riskleriniz önemli ölçüde azalıyor. Arkadaşlarınızla bir araya gelmeye veya ailenizi ziyaret etmeye daha istekli olmalısınız. Davranışsal ekonominin öngördüğü şeyin, gidişatın eski haline dönmesinin biraz zaman alacağı olduğunu düşünüyorum."

"Nihayetinde öncekinden çok da farklı olmayan hayata geri döneceğiz"

Ekonomi ve Psikoloji Profesörü Loewenstein, yeni normalin nasıl olacağıyla ilgili değerlendirmeler yaparken, "Aşıya dirençli mutasyonlar ortaya çıkmazsa sanırım nihayetinde eskisinden çok da farklı olmayan hayata geri döneceğiz." dedi.

Loewenstein, uzaktan çalışmanın artış göstereceğini, salgında birçok şirketin çalışanlarının uzaktan çalışarak da oldukça verimlilik sağlayabileceğini anladığını belirterek, "Eminim salgın sırasında yaşananlar, şirketleri ve insanları yeni şekillerde davranmaya ve bu yeni yollardan bir şeyler öğrenmeye zorladı." dedi.

Salgın döneminde artan işsizliğe vurgu yapan Loewenstein, araştırmaların, ekonomik durgunluk ya da salgın hastalıktan kaynaklansa bile bir süre işsiz kalmanın insanların yaşam boyu beklentileri açısından iyi olmadığını gösterdiğine dikkat çekti.

Loewenstein, zengin ile fakir arasında zaten dayanılmaz bir fark olduğunu belirterek, salgınla birlikte bunun daha da kötüye gittiğini belirtti. Üst düzey mesleklerin uzaktan çalışmaya daha uygun olduğunu söyeyen Loewenstein, varlıklı insanların salgında tasarruflarını artırdığını, düşük gelirli insanların ise salgında uzun vadeli hasarlara yol açabilecek şekilde kayıp yaşadıklarını ifade etti.

Davranışsal ekonomi, daha üst düzey politika sürecine dahil olacak

George Loewenstein, davranışsal ekonominin geleceğiyle ilgili değerlendirmeler yaparken, "Davranışsal ekonominin, daha üst düzey politika sürecine dahil olmaya başlayacağını ve nudge'nin (dürtü) ötesine geçeceğini düşünüyorum. İnsanlar davranışsal ekonomi ve politika hakkında düşündüklerinde genellikle akıllara 'nudge' geliyor. Bence davranışsal ekonomi, çok daha yüksek düzeyde katkı sağlayabilir." ifadelerini kullandı.

Davranışsal ekonomide önemli olan diğer bir  konunu ise insan dikkatinin sınırlandırılması olduğunu belirten Loewenstein, "Genelde karşılaştığımız en büyük kısıtlama olarak zaman ve parayı düşünürüz. Ama bence davranışsal ekonomi, insanların düşünme ve davranışları üzerinde üçüncü bir büyük kısıtlama olduğu fikrini ortaya atacak ve bu da dikkattir. Bu internet çağında çok önemli." açıklamasını yaptı.

 

Günün Diğer Haberleri