Türkiye sermaye piyasasında 550 bin yatırımcının mağduriyetine yol açan karmaşık bir düzenek, borsa ve endeks manipülasyonu ile Ponzi niteliği taşıyan bir finansman modelinin birleşimi olarak tanımlanıyor. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki itibarını tehdit ederken, yatırımcıların güvenini de sarsma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, bu düzenek hakkında yaptıkları değerlendirmelerde, sistemin nasıl işlediğini adım adım analiz ediyor. Türkiye'nin MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi'ndeki temsili, bu şüpheler nedeniyle risk altına girmiş durumda. MSCI, Haziran 2026'daki yıllık piyasa sınıflandırması değerlendirmesinde Türkiye'yi özel gündem maddesi olarak ele alırken, S&P Dow Jones Indices de Temmuz 2026'da Türkiye'yi statü düşürme izleme listesine aldı. 2025 yılı itibarıyla, Borsa İstanbul'un ana getiri ölçütü olan BIST 100 Getiri Endeksi yaklaşık yüzde 15,5 değer kazanmışken, bazı portföy yönetim şirketlerinin fonları, bu getirilerin çok üzerinde sonuçlar elde etti. Örneğin, 2025 yılında bir fon yaklaşık 46 kat değer artışı (%4.569 getiri) gösterdi. Diğer bir para piyasası fonu ise, bankadaki bir günlük mevduatın beklenmeyecek şekilde, yüzde 59,3 ile 2025'te kategorisinin Türkiye birincisi oldu. Bu getiri, düzeneğin pay repo ve ters repo halkasının bir parçası olarak üretildi. 2026'nın ilk yedi ayında da aynı kategorinin getiri birincisi ve ikincisi yine aynı şirketlerin para piyasası fonları oldu. Ancak sektörde, bu performansın olağan yollarla açıklanamayacağı yönünde ciddi değerlendirmeler yapılmakta. Uzmanlar, arkasında az sayıda payda ile bilinçli fiyat yükseltme, bu payları endekslere sokarak ek gelir kapıları açma ve yüksek geçmiş getiriyi vitrin yaparak yeni yatırımcı parası çekme şeklinde işleyen bir düzenek bulunduğunu belirtiyor. Fonlar, az sayıda payda yoğunlaşarak, bu payların endeksin kat kat üzerinde getiriler üretmesini sağlıyor. Edinilen bilgilere göre, fonlar bu düzeneği beş aşamada kurmuş durumda. Düzeneğin can alıcı noktası, tasarruf sahibinin doğrudan sorulsa o fiyattan asla almayacağı bir payı, araya fon katmanı girdiği için görmeden satın alması. Dağıtım tablosunun öyle kurgulandığı iddia ediliyor ki, payların büyük bir kısmı, birbirinden bağımsız görünen ancak ihraççıyla bağlantılı, el sayısı sınırlı bir çevrede kalıyor. Küçük yatırımcıya düşen dilim ise sembolik kalıyor. Bu düzeneğin bir diğer yolu, arzdan hemen sonra piyasadaki payların ilişkili hesaplarca sessizce toplanması. Her iki durumda da, piyasada gerçekten el değiştirebilen pay miktarı bilinçli olarak kısıtlanıyor ve fiyat küçük tutarlarla yönlendirilebilir hale geliyor. Araştırmalar, fonların borsada görece küçük ve az işlem gören birkaç şirketin payında büyük alımlar yaparak, fiyatı ve günlük işlem hacmini kademeli olarak yükselttiğini ortaya koyuyor. Bu durum, borsa endeks kurallarını mekanik olarak karşılamaya başlıyor ve prestijli listelere girmeyi sağlıyor.
Gürlek'ten Sermaye Piyasaları Açıklaması
09:42 - EKONOMİ