İsveç hükümeti, göç ve suç oranlarını azaltma hedefiyle, 2026'nın başından itibaren Avrupa Birliği dışından ikamet iznine sahip yabancılara yönelik bir geri dönüş teşvik programı başlattı. Bu program kapsamında, ülkeden ayrılmayı kabul edenlere 350 bin İsveç kronuna kadar (yaklaşık 36 bin dolar) ödeme yapılması planlanıyor. Toplam bütçesi 1,3 milyar İsveç kronu olarak belirlenen program, hükümetin resmi internet sitelerinde farklı dillerde duyuruldu. Başbakan Ulf Kristersson, gönüllü geri dönüşlerin artırılmasının hükümetin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Hükümete destek veren aşırı sağcı İsveç Demokratları Partisi de bu programa destek vererek, temmuz ayında otobüslere astığı ilanlarla özellikle Somalili göçmenlere yönelik geri dönüş teşvikini duyurdu. Bu kampanya, İsveç'in göç politikasındaki son dönemdeki sertleşmenin dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İsveç'in geri dönüş teşviki, Avrupa'nın diğer ülkelerinde de tartışmalara yol açtı. Almanya'da Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde yüksek oy alan Almanya için Alternatif (AfD) Partisi yetkilileri, İsveç'in uygulamasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini açıkladı. 2015 yılından bu yana Avrupa'da güçlenen sağ popülist söylemler, göç politikaları konusunda benzer uygulamaların tartışılmasına zemin hazırlıyor. Ancak göç uzmanları, geri dönüş için sağlanan mali teşviklerin gönüllü dönüşleri önemli ölçüde artırdığına dair güçlü bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Uzmanlara göre, bu tür uygulamalar geniş kapsamlı bir göç politikasından ziyade sembolik adımlar olarak değerlendiriliyor. İsveç hükümetinin yüksek bütçeli programına şu ana kadar ilgi sınırlı kaldı; yıl başından bu yana mali teşvikten yararlanarak ülkeden ayrılmayı kabul edenlerin sayısı sadece 171 kişiyle sınırlı. İsveç Demokratları Partisi, programın kapsamının genişletilmesini talep ediyor. Parti, İsveç vatandaşlığı bulunan göçmenlerin de vatandaşlıktan vazgeçmeleri şartıyla teşvik kapsamına alınmasını önerdi. Ancak muhalefet partileri ve insan hakları kuruluşları, hükümetin göç politikasını eleştiriyor. Başbakan Kristersson'ın attığı adımların toplumda ayrışmayı artırdığı savunuluyor. Yaklaşan 13 Eylül seçimleri öncesinde kamuoyu araştırmaları, hükümet ile merkez sol muhalefet arasındaki yarışın başa baş geçtiğine işaret ediyor. İsveç'te yaklaşık 10,6 milyon kişi yaşıyor ve bu nüfusun 2 milyona yakın kısmı yabancı doğumlu. Bu nedenle göç ve entegrasyon politikalarının seçim kampanyalarında önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. Stockholm'ün Satra banliyösünde bir araya gelen farklı ülkelerden göçmenler, hükümetin sunduğu mali teşviklerden haberdar olduklarını ancak İsveç'ten ayrılmayı düşünmediklerini ifade etti. Sudan'daki baskılardan kaçarak yaklaşık 8 yıl önce İsveç'e yerleşen sanatçı Elena Ibrahim, burada özgür bir yaşam kurduğunu ve ülkesine geri dönmek istemediğini belirtti. Stockholm Camisi İmamı Mahmoud Khalfi ise geri dönüş politikalarının Müslüman nüfus arasında endişeye yol açtığını savundu. Khalfi, eğitimli kişilerin farklı ülkelere gitme imkanına sahip olabileceğini, ancak eğitim seviyesi daha düşük kişilerin aynı seçeneklere sahip olmadığını ifade etti. İsveç hükümetinin göç politikası yalnızca geri dönüş teşvikleriyle sınırlı kalmadı; yönetim, göçmenlik kurallarını da önemli ölçüde sıkılaştırdı. Daimi ikamet izinleri kaldırılırken, izinlerin üç yılda bir yenilenmesi şartı getirildi. Ağustos ayında, vatandaşlık başvurularında zorunlu dil ve genel kültür sınavı uygulaması da devreye alındı.
İsveç Göçmenlere 36 Bin Dolar Geri Dönüş Teşviki
İsveç, göç ve suç oranlarını azaltmak amacıyla geri dönüş teşvik programı başlattı. Ülkeden ayrılanlara 350 bin İsveç kronu ödenecek.

















