Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile vize serbestisi sürecinde kalan son altı kriteri tamamlamak için kapsamlı bir çalışma başlattı. Bu süreç, Türkiye'nin mevzuat değişiklikleri ve siyasi iradeye bağlı olarak ilerleyecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının katılımıyla 'yeni bir stratejik yaklaşım' benimsendiğini ve 'mutfak çalışmasının' başladığını duyurdu. Yılmaz, özellikle kişisel verilerin korunması, terör tanımı ve geri kabul anlaşması konularında yoğunlaşacaklarını belirtti. Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bilim kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) üzerinde çalışmalar yürütmekte ve Yılmaz, bu süreci koordine ettiğini ifade etti. Ayrıca, Avrupa'dan da siyasi irade beklediklerini vurguladı. Türkiye, AB'nin en eski aday ülkesi ve önemli ticaret ortaklarından biri olmasına rağmen, hâlâ vize muafiyetinden yararlanmayan tek aday konumunda. 2025'te devreye sokulan 'kademeli vize' sistemi, güvenilir seyahat geçmişi olanlara daha uzun süreli çok girişli vize imkânı sunarak kısmi bir kolaylık sağlıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2025'te Türkiye'den Schengen Bölgesi için yaklaşık 1,26 milyon vize başvurusu yapıldı ve bunların 1,07 milyonu onaylandı. Türkiye, Çin'in ardından dünyada Schengen vizesine en fazla başvuru yapan ikinci ülke olurken, başvurulara ret oranı ise yüzde 14,6 olarak belirlendi. Kalan altı kriterin karşılanması, Türk vatandaşlarının Schengen ülkelerine vizesiz girişini sağlayabilir mi? DW Türkçe'den Gülsen Solaker'in derlediği habere göre, Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması ile eş zamanlı olarak 16 Aralık 2013'te başlayan Vize Serbestisi Diyaloğu, 72 kriterden oluşan bir yol haritasına dayanıyor. Bu kriterler, 'Belge Güvenliği, Göç Yönetimi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Temel Haklar ve Düzensiz Göçmenlerin Geri Kabulü' olmak üzere beş tematik grupta toplanıyor. Türkiye, 2016'ya kadar 65 kriteri karşıladı ve 2018'de biyometrik pasaport yükümlülüğünü tamamlayarak bu sayıyı 66'ya çıkardı. Ancak, aradan geçen 13 yılda kalan son altı kriter aşılamadı. Bu kriterler arasında, terörle mücadele yasasının Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi, EUROPOL ile operasyonel iş birliği anlaşmasının imzalanması, GRECO tavsiyelerinin uygulanması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatın AB normlarına uyarlanması, tüm AB ülkeleriyle etkin adli iş birliğinin sağlanması ve geri kabul anlaşmasının üçüncü ülke vatandaşlarını da kapsayacak şekilde tam uygulanması yer alıyor. Ankara'nın bu altı kriteri yerine getirmesi, bazı teknik düzenlemelerin yanı sıra hassas konularda siyasi irade ve keskin dönüşler gerektiriyor. Türkiye için en zorlu kriterlerden biri olarak terörle mücadele yasası gösteriliyor. Ancak, son başlatılan çözüm süreci ile bu kriterde en azından PKK ile ilgili ilerleme olabileceğine dair beklentiler oluşmuş durumda. AB'nin beklentisi ise sadece belli örgütlerle ilgili değil; Türkiye'den geniş bulduğu terör tanımının daraltılmasını talep ediyor. Ayrıca, adli iş birliği kriterinin karşılanması da zorlu bir süreç olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin AB üyesi tüm ülkelerle ceza davaları, adli yardım ve suçluların takibi gibi konularda etkili iş birliği yapması gerekiyor. Ancak, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımaması, bu kriterin önündeki önemli siyasi engellerden biri olarak dikkat çekiyor.
Bakan Bayraktar TR-2 Araştırma Reaktörü'nün Yeniden Lisanslandığını Açıkladı
21:05 - SİYASET