ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yeni bir müzakere sürecinin planlanmadığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki durumun ekonomik etkilerine dikkat çekti. Bu açıklamalar, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde Washington’da geniş yankı buldu. TRT Haber Washington Muhabiri Tuna Şanlı'nın aktardığına göre, Trump, İran ile mevcut bir görüşme olmadığını belirtirken, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve Tahran’a yönelik ablukanın sürdüğünü ifade etti. Ancak Trump'ın Hürmüz Boğazı’nı 'ABD bölgesi' olarak gösteren harita paylaşımı, Washington’daki siyasi analizlerin odağını değiştirdi. Sosyal medya üzerinden paylaştığı harita, bölgeyi 'Amerikan toprağı' gibi gösterdiği için bazı çevrelerce esprili bir paylaşım olarak değerlendirildi. Gözlemciler, Trump’ın daha önce Grönland, Kanada ve Panama için benzer haritalar paylaştığını hatırlatarak, bu tür paylaşımların ciddiye alınmadığını ve kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmadığını belirtiyor. Hatta bazıları, bu paylaşımların bir kısmının bizzat Trump tarafından yapılmadığına dair yaygın bir inanışın bulunduğunu ifade ediyor. Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın trafiğe açık olduğunu savunsa da, sahadaki veriler daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. Son günlerde küresel petrol fiyatlarındaki artış, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin 'sağlıklı' olmadığını gösteriyor. Boğazdaki geçiş güvenliğine dair endişeler, doğrudan küresel ekonomiyi ve dolayısıyla ABD iç ekonomisini etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, özellikle Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri nedeniyle büyük bir önem taşıyor. Uzmanlar, bölgedeki istikrarsızlığın sürmesinin petrol fiyatlarını artırarak ABD'deki pompa fiyatlarına yansıyacağı uyarısında bulunuyor. Artan enerji maliyetlerinin genel enflasyonu tetiklemesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimi kararlarını sürekli ertelemesine yol açabilir. Bu durumun, ekonomik tablo üzerinde sandık tercihlerini doğrudan etkileyeceği değerlendiriliyor. Ekonomik verilerdeki olası kötüleşmenin, Kasım ayındaki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’ye 'fatura' olarak kesilmesinden endişe ediliyor. Bu nedenle Trump yönetiminin, seçim öncesi ekonomiyi korumak adına Hürmüz Boğazı'nın açık kalması için azami çaba sarf ettiği kaydediliyor. Trump’ın İran retoriğinde son dönemde belirgin bir ton değişikliği gözlemleniyor. Önceki dönemde 'yok edeceğiz' gibi sert askeri tehditlerde bulunan Trump’ın, son günlerde daha ılımlı bir dil kullandığı dikkat çekiyor. Bu durum, gerilimi artırmanın Hürmüz Boğazı trafiğini ve dolayısıyla Amerikan ekonomisini olumsuz etkileyeceği gerçeğiyle açıklanıyor. Analizlere göre, İran da bu ekonomik hassasiyetin farkında olarak strateji izliyor. Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini tehdit ederek Trump’ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalıştığı belirtiliyor. Sonuç olarak, Washington’da, Kasım ayına kadar sürecin büyük bir savaşa evrilmeyeceği, ancak tarafların karşılıklı 'söz düellosu' ve 'kontrollü gerginlik' stratejisiyle birbirlerini ekonomik ve siyasi olarak test etmeye devam edeceği öngörülüyor.
Nuri Aslan'ın Babası İçin Cenaze Töreni Düzenlendi
19:02 - MAGAZİN