İzlanda, Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerini yeniden başlatmak için bugün sandık başına gidiyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland ile ilgili yaptığı açıklamalar, İzlanda'nın AB üyeliği konusundaki tartışmaları etkilemiş olabilir. Trump, Grönland'ı "soğuk ve kötü konumlanmış bir buz parçası" olarak tanımlarken, bu bölgeyi kastettiği sırada yanlışlıkla İzlanda adını da anmıştı. Bu durum, bağımsızlığına son derece düşkün olan İzlanda'nın 400 bin kişilik nüfusunu Avrupa'ya daha da yaklaştırmış olabilir. Yaklaşık 270 bin seçmenin bulunduğu İzlanda'da, AB'ye katılım konusunda "evet" ve "hayır" cephesi arasında başa baş bir yarış bekleniyor. Seçmenler, ülkenin geleceği için iki seçenekle karşı karşıya: Kendi başına yoluna devam ederek değerli doğal kaynakları üzerindeki kontrolü sürdürmek ya da Avrupa ile bağlarını güçlendirerek jeopolitik istikrarsızlığa karşı daha iyi bir koruma sağlamak ve ekonomik avantajlardan yararlanmak. İzlanda Üniversitesi'nden Siyaset Bilimi profesörü Hulda Thorisdottir, AB tartışmasının esasen egemenlik konusuna dayandığını belirtiyor. NATO üyesi olan İzlanda, şu anda AB'nin mal, hizmet, sermaye ve kişilerin serbest dolaşımına dayalı ortak pazarına dahil ve Schengen bölgesinin bir parçası. Üyeliğe karşı çıkanlar, 1944 yılında Danimarka'dan bağımsızlığını kazanan İzlanda'nın, Avrupa entegrasyonunun sağladığı avantajlardan dezavantaja katlanmaksızın yararlandığını savunuyor. Thorisdottir, "İşler bu kadar iyi giderken neden bundan vazgeçip egemenliklerinden ödün versinler ki?" diye soruyor. "AB'ye hayır" hareketinin başkanı ve fizik profesörü Haraldur Olafsson, İzlandalılar için bağımsızlığın en değerli varlık olduğunu vurguluyor. Olafsson, "Kendi yasalarınızı yapabilmek ve işlerin nasıl yürütüleceğine kendiniz karar verebilmek hayati önem taşıyor" diyor. Öte yandan, AB üyeliğini savunanlar, değişen ittifaklar ve artan güvenlik riskleri bağlamında meseleye bakıyor. Thorisdottir'e göre, Birlik dışında kalmak İzlanda'yı daha kırılgan hale getiriyor ve bu durum ülkenin egemenliğini tehdit ediyor. Dışişleri ve Savunma Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir, İrlanda, Finlandiya ve Lüksemburg gibi küçük ülkelerde insanların egemenliklerini yitirip yitirmediklerini sorduğunda, kendisine "aklını yitirmiş gibi baktıklarını" aktarıyor. Bakan, bu ülkelerin AB üyeliğinin kendilerini daha da güçlendirdiğini savunuyor. İzlanda, 2008 küresel mali krizi sırasında bankacılık sektörünün çökmesinin ardından 2009 yılında AB üyeliği için başvuruda bulundu. Ancak bu başvuru halk oylamasına sunulmadı. Merkez sağ bir hükümetin iktidara gelmesiyle 2013 yılında müzakereler askıya alındı ve 2015'te sona erdirildi. Başbakan Kristrun Frostadottir liderliğindeki mevcut merkez sol koalisyon, 2024 yılında iktidara gelmesiyle birlikte AB üyeliği konusunda halk oylamasını savunuyor. Hükümet, aslında bu referandumu 2024 yılına kadar düzenlemeyi planlıyordu. Ancak Trump'ın Grönland'ı devralmaya yönelik tekrarlayan açıklamaları, oylamanın öne çekilmesine neden oldu.
Bakan Bayraktar TR-2 Araştırma Reaktörü'nün Yeniden Lisanslandığını Açıkladı
21:05 - SİYASET