ABD, İran ile süregelen savaşını sona erdirmek amacıyla 'şimdiye kadarki en büyük mali saldırı' olarak tanımladığı yeni ekonomik yaptırımları devreye soktu. Ancak İran, bu tür taktiklere yabancı değil. 1979 İslam Devrimi'nden bu yana sürekli olarak ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan İran, bu süreçte, ABD'nin ekonomik baskılarına karşı koyabilen veya İran ile ticaret yapmaktan vazgeçemeyen ülkelerle derin ticaret bağları geliştirdi. İran, yeni ABD yaptırımlarına 'tamamen hazır' olduğunu belirtirken, birçok ekonomist Washington'un son hamlesinin etkisinin sınırlı olacağını savunuyor. Peki, İran kimlerle ticaret yapıyor? ABD'nin 'ekonomik D-Day' olarak adlandırdığı bu yaptırımların İran üzerinde gerçek bir etkisi olabilir mi? İran'ın en büyük ticaret ortağı Çin, 2025 yılı itibarıyla İran'ın ihracatının %26.9'unu oluşturuyor. Bu veriler, Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü'ne bağlı Uluslararası Ticaret Merkezi'nden (ITC) alınmıştır. Ancak, ITC verilerinin bazı kısıtlamaları bulunuyor. Öncelikle, birçok ekonomist, çatışma başlamadan önce bile, özellikle Çin'e yapılan İran petrol satışlarının siyasi nedenlerle düşük gösterildiğini düşünüyor. Ayrıca, ITC, İran'ın ihracatını çoğunlukla ticaret ortaklarının bildirdiği ithalat rakamlarına dayanarak hesaplıyor; bu da İran'dan güncel ihracat verileri elde etmenin zorluğundan kaynaklanıyor. Bazı ticaret ortaklarının, örneğin Irak'ın, ithalat verileri de eksik. Ancak, İran'ın ticaretinin Çin için önemi, ABD'nin 'ekonomik D-Day' açıklamasına verdiği tepkiyle net bir şekilde ortaya çıkıyor. Çin, 'yasadışı tek taraflı yaptırımlara' kesinlikle karşı olduğunu belirtti ve ekonomik baskı taktiklerinin sorunları çözmeyeceğini ifade ederek, Pekin'in kendi çıkarlarını koruyacağını vurguladı. Türkiye, ITC verilerine göre İran'ın bir diğer büyük ticaret ortağıdır. Ancak Türkiye, Çin'e kıyasla ABD ile daha dostane bir ilişkiye sahiptir. Bu durum, Türkiye'yi zor bir konuma sokuyor. ABD, İran ile ticaret yapmaya devam edenleri cezalandırma tehdidinde bulundu. Ancak ekonomistlere göre, Türkiye'nin İran ile ticareti durdurması, zaten %31.8 seviyesinde olan enflasyonu ile mücadele eden ekonomisine ciddi zarar verebilir. Kısacası, Türkiye, NATO üyesi olarak İran ile sınır paylaşan tek ülke olduğundan, askeri müttefikleriyle olan ilişkisini dengelemek ve yakın ekonomik komşusuyla olan ilişkisini sürdürmek zorundadır. Pakistan da İran ile sınır komşusu olup, İran'ın en büyük ihracat ortaklarından biridir. Ancak Pakistan, ABD ile iyi bir ilişki sürdürme isteği taşırken, Türkiye'den farklı olarak, en büyük ihracat ortağı ABD'dir. Bu durum, Washington'un uygulayabileceği ekonomik yaptırımlardan daha fazla kaybı olabileceği anlamına geliyor. Ayrıca, Pakistan, ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerinde önemli bir arabulucu konumundadır. Bu nedenle, her iki ülke ile olan ilişkilerinin bozulması, çatışmanın çözümünü daha da zorlaştırabilir. Diğer bir karmaşık faktör ise, Pakistan'ın İran ile olan ticaretinin tamamının hükümet kontrolünde olmamasıdır. BBC, İran'dan Pakistan'a büyük miktarda petrolün, bazıları 15 yaşında olan motosikletçiler tarafından kaçak olarak taşındığına dair kanıtlar gördü. Bu durum, İran savaşından önce de mevcuttu, ancak veriler, bu uygulamanın son dönemde arttığını göstermektedir. ABD ve Pakistan'ın petrol şirketleri, Pakistan hükümetine bu uygulamayı durdurması için baskı yaparken, hükümetin 900 km'lik sınırın uzak bölgelerini denetlemede zorlandığı belirtiliyor. BBC, İran hükümetine, yakıt kaçakçılığı iddialarıyla ilgili yorum yapması için daha önce başvuruda bulundu, ancak yanıt alamadı. Ermenistan da ITC verilerine göre İran'ın önemli ticaret ortaklarından biridir. Bu ülkelerle olan ticaret ilişkileri, İran'ın yeni yaptırımlara karşı nasıl bir strateji geliştireceğini belirlemede kritik bir rol oynamaktadır.
TCMB Ağustos 2023 Fiyat Gelişmeleri Raporu: Enflasyon Artışı
20:04 - EKONOMİ