Dijital Dönüşüm ve Siber Güvenlik Derneği (DDSGD) Başkanı Taner Çıtak, Türkiye'deki internet erişiminin kısıtlanmasına yönelik düzenlemelerin, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti. Çıtak, bu durumun kontrolsüz alanlara yönelmeye neden olabileceği konusunda uyardı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen internet erişimi kısıtlama düzenlemesi üzerine DDSGD tarafından hazırlanan değerlendirme notunda, kısıtlayıcı düzenlemelerin ekonomik boyutları ele alındı. Çıtak, bu tür düzenlemelerin ekonomik etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. "Düzenlemenin en önemli ve çoğu zaman gözden kaçan boyutu ekonomiktir. Uluslararası dijital ekonomiye entegrasyon; sermaye, veri ve hizmet akışlarının kesintisizliğine ve hukuki öngörülebilirliğe dayanır" ifadesiyle, küresel dijital ekonomiden izolasyon riskine dikkat çekti. Değerlendirme notunda, Türkiye'nin veri merkezleri sektöründe gençlerin istihdamı başta olmak üzere büyük bir potansiyele sahip olduğu belirtildi. Ancak bu potansiyelin harekete geçirilmesi için özgürlük-güvenlik dengesinin hassas bir şekilde sağlanması gerektiği ifade edildi. Kamunun yanı sıra özel sektörün de veri merkezleri ve siber güvenlik konularında farkındalığa sahip olduğu, milli çözümler geliştirme ve yabancı doğrudan yatırım çekme girişimlerinin olumlu olduğu vurgulandı. Buna karşın, TBMM'de kabul edilen düzenlemenin bu anlayış ve yaklaşımı karşılamadığı belirtildi. Çıtak, siber tehditlerin arttığı bir ortamda kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Ancak bu güçlendirme için seçilen araç ve usulün hassas olması gerektiğini belirtti. Mevcut düzenlemenin öngörülebilirliği zayıflattığını ve idareye geniş takdir hakkı tanıdığını ifade etti. Bu durumun, ülkeyi küresel dijital ekonomiden izole etme riski taşıdığına dikkat çekti. Değerlendirme notunda, internet kısıtlamalarının Anayasal çerçeve açısından da değerlendirildiği belirtildi. Haberleşme hürriyeti ile hâkim kararı esasına rağmen yetkinin idaredeki operasyonel bir güvenlik birimine verilmesinin, istisnanın kural haline gelmesi riski doğurduğu ifade edildi. Ayrıca, "gecikmesinde sakıncalı hal" kavramının hukuki somut kriterlere bağlanmasının yaratacağı belirsizliğin sorun noktası olduğu vurgulandı. İki saatte uygulama zorunluluğu ve alan adı düzeyinde müdahale imkânının amaç ile araç arasında orantısızlık yarattığı belirtildi. Yargısal değerlendirmenin müdahaleden sonraya bırakılmasının da telafisi güç zararlar bakımından hak arama hürriyetinin etkinliğini azaltacağına dikkat çekildi.
TCMB Ağustos 2023 Fiyat Gelişmeleri Raporu: Enflasyon Artışı
20:04 - EKONOMİ