Ceuta Krizi Avrupa'da Sınır Kontrollerini Geri Getirdi

Ceuta'daki kitlesel göç, Avrupa'nın göç politikalarını derinleştirirken, Schengen bölgesinde sınır kontrollerinin yeniden uygulanmasına neden oldu.

DÜNYA - 2 ay önce

İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'da 30 Temmuz'da meydana gelen kitlesel göç, Avrupa Birliği içinde göç politikalarındaki görüş ayrılıklarını derinleştirdi. Tek bir günde 70 binden fazla düzensiz göçmenin bölgeye geçiş yapması, 2026'nın başından bu yana Avrupa'nın diğer sınırlarında kaydedilen düzensiz girişlerin toplamını aştı. Bu durum, İspanya'da siyasi bir krize yol açarken, diğer AB ülkelerinde de alarm zilleri çaldı. Konunun ekim ayında Brüksel'de yapılacak Avrupa Konseyi toplantısında ele alınması bekleniyor. Ceuta'daki gelişmelerin ilk etkilerinden biri, Avrupa içinde serbest dolaşımın temelini oluşturan Schengen sistemi üzerinde görüldü. İtalya, kriz sonrasında İspanya ile arasındaki hava ve deniz sınırlarında kontrolleri yeniden uygulamaya başladı. Danimarka ve Finlandiya ise İspanya'nın Schengen bölgesindeki geçici durumunun askıya alınmasını talep etti. İspanya, İtalya'nın kararına karşılık vererek sınır kontrollerini yeniden devreye soktu ve iki ülke, uygulamanın süresini uzatma kararı aldı. AB ülkeleri, güvenlik gerekçesiyle geçici sınır kontrolleri uygulama hakkına sahip. Almanya, İspanya, İtalya, Danimarka, Avusturya, Hollanda, Polonya, Fransa ve İsveç'in yanı sıra Norveç'te de geçici kontroller bulunuyor. Göç meselesindeki bir diğer tartışma başlığı ise AB'nin yeni dayanışma mekanizması. 12 Haziran'da yürürlüğe giren yeni göç ve iltica kuralları, göç baskısının yoğun olduğu ülkelere diğer üyelerin destek vermesini öngörüyor. Ülkeler, bu desteği sığınmacıları kabul ederek, mali katkı sağlayarak ya da personel ve operasyonel giderleri karşılayarak sunabiliyor. Ancak sığınmacıların AB ülkeleri arasında yeniden dağıtılması, hükümetlerin çekinceleri nedeniyle en tartışmalı konulardan biri olmayı sürdürüyor. 2026 için dayanışma havuzunda öngörülen sayıların da çeşitli muafiyet talepleri nedeniyle önemli ölçüde azaltıldığı belirtiliyor. Ceuta'ya temmuz ayında giren düzensiz Faslı göçmenlerin büyük bölümü, yeniden yerleştirme mekanizmasının kapsamına girmiyor. Bunun nedeni, bu kişilerin menşe ülkelerine gönderilmesi planlanan ya da gönderilen kişiler olması. Buna karşılık, İspanya, İtalya, Yunanistan, Kıbrıs ve Malta'da iltica başvurusu bulunan toplam 8 bin 878 kişinin diğer AB ülkeleri tarafından kabul edilmesi planlanıyor. Yeni sistemin uygulanmasında şimdiden anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı. Yedi ülkenin İtalya'dan göçmenleri geri almasını istemesi ve Roma yönetiminin buna karşılık ek tazminat talep etmesi, mekanizmanın işleyişine ilişkin ilk ciddi anlaşmazlıklardan biri oldu. İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt arasında eylül başında yapılması planlanan görüşmede konunun ele alınması bekleniyor. Tartışmanın ekim ayındaki İçişleri Konseyi toplantısında da sürmesi öngörülüyor. 2027 yılı için dayanışma havuzunun nasıl oluşturulacağı ise kritik başlıklardan biri olacak. Birliğin göç politikasındaki yeni başlıklardan biri de AB dışındaki geri gönderme merkezleri. Haziranda son halini alan yeni düzenleme, belirli şartların sağlanması halinde AB ülkelerinin düzensiz göçmenleri başka ülkelerde kurulacak geri gönderme merkezlerine göndermesine olanak tanıyor. Bu merkezlerin, kişilerin ülkelerine iade edilmeyi beklediği geçici alanlar olarak kullanılması ya da geri dönüş için kesin bir takvim bulunmadan barındırma amacı taşıması mümkün olabilecek. Bazı Avrupa hükümetleri, Asya ve Orta Afrika'da bu tür merkezlerin kurulabilmesi için ortak ülkeler arıyor. Amaç, yıl sonuna kadar ilk iş birliğini hayata geçirmek. Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda bu konuda birlikte çalışıyor. Beş ülkenin Uganda ve Ruanda ile görüşmeler yürüttüğü belirtiliyor. Göç bakanlarının 4 Eylül'de Kopenhag'da bir araya gelerek süreci değerlendirmesi bekleniyor. Geri gönderme merkezleri planı ise eleştirilerden bağımsız ilerlemiyor. Sivil toplum kuruluşlarının tepkilerinin yanı sıra uygulamanın nasıl yürütüleceği konusunda hukuki ve operasyonel soru işaretleri bulunuyor.

Günün Diğer Haberleri