ABD ekonomisinde şirket kârları ile çalışanların milli gelirden aldığı pay arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. Financial Times'ın analizine göre, şirket kârları rekor seviyelere ulaşırken, çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay uzun yılların en düşük düzeyine geriledi. 2026 yılının ikinci çeyreğinde, ABD'deki şirketlerin vergi öncesi kârları yıllıklandırılmış bazda 4,8 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, şirket kârlarının milli gelirin yüzde 18'ine karşılık gelmesini sağladı ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyeye işaret etti. Aynı dönemde çalışanların aldığı pay ise milli gelirin yüzde 60'ına gerileyerek 1950'lerden bu yana en düşük seviyesine indi. Çalışanlara yapılan ödemelerin milli gelir içindeki payı uzun süredir düşerken, şirketlerin kâr marjları yükselmeye devam ediyor. Bu eğilimin son beş yılda ve son 12 ayda daha da hızlandığı gözlemleniyor. Şirket kârlarındaki güçlü artış, ABD borsalarının da rekor seviyelere ulaşmasına katkı sağladı. Yapay zekâ yatırımları, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin gelir ve kârlılıklarını artırırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş de büyük petrol şirketlerinin kâr marjlarını destekliyor. Hisse fiyatlarındaki artış ve şirketlerin dağıttığı temettüler, emeklilik hesaplarının değerini artırsa da, bu durum ekonomik eşitsizliği derinleştiriyor. Yatırım gelirlerinden ağırlıklı olarak daha varlıklı kesimlerin faydalanması, ekonomik kazanımların toplumun tüm kesimlerine aynı ölçüde yansımadığı tartışmalarını güçlendiriyor. Orta ve düşük gelirli haneler, gelirlerinin büyük bölümünü ücretlerden elde ederken, ücretlerin milli gelir içindeki payındaki gerileme bu kesimler üzerindeki baskıyı artırıyor. Son dönemde çalışanların satın alma gücü de baskı altında kalmış durumda. Enflasyonun ücret artışını aşmasıyla birlikte, reel saatlik kazançlar Temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 geriledi. Gelir grupları arasındaki fark da dikkat çekici biçimde açıldı; yüksek gelir grubundaki çalışanların kazanç artışı, düşük gelir grubundaki çalışanların gelir artışını belirgin şekilde geride bıraktı. ABD’nin en büyük düşük ücretli işverenlerinde CEO maaşları, çalışan gelirlerinden daha hızlı bir artış gösterdi. Donald Trump yönetiminin şirketler ve yüksek gelirli Amerikalılar için uyguladığı kapsamlı vergi indirimleri, gelir dağılımı konusundaki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Gıda yardımları gibi bazı sosyal destek programlarının finansmanında yapılan kesintiler, ekonomik büyümenin kimlere daha fazla fayda sağladığı yönündeki tartışmaları artırdı. Şirketler ve yatırımcılarla düşük gelirli çalışanlar arasındaki ekonomik farkın büyümesi, siyasi alanda da yankı buluyor. Seçmenlerin ekonominin gidişatına yönelik memnuniyetsizliği artarken, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasette daha popülist söylemler güç kazanıyor. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, seçim kampanyasında “şirket açgözlülüğü” karşıtı söylemleri öne çıkarırken, Başkan Yardımcısı JD Vance, çalışanların şirketlerin karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunuyor. Sonuç olarak, ABD’de emeğin şirketler üzerindeki etkisinin azalmasında sendikalaşma oranındaki gerileme ve işlerin dış yüklenicilere devredilmesinin yaygınlaşması önemli bir rol oynuyor. 1980’lerin başından bu yana çalışanların şirketler üzerindeki pazarlık gücünün zayıflamasıyla birlikte, emek ile sermaye arasındaki güç dengesi giderek sermaye lehine değişiyor. Ancak çalışanların milli gelirden aldığı paydaki son dönemdeki hızlı düşüşün kalıcı bir yapısal değişimden mi yoksa geçici faktörlerden mi kaynaklandığı henüz netlik kazanmış değil.
TCMB Ağustos 2023 Fiyat Gelişmeleri Raporu: Enflasyon Artışı
20:04 - EKONOMİ