ABD Hazine Bakanlığı, uzun vadeli tahvil geri alım miktarını iki katına çıkararak işlem başına en az 4 milyar dolara yükseltti. Bu hamle, küresel borçlanma maliyetlerinde günlerdir süren sert artışı durdurdu. ABD uzun vadeli tahvil getirileri, 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak ipotek faizlerini artırmasının ardından gelen bu müdahale, piyasalara bir nebze nefes aldırdı. Ancak, derinleşen mali endişeleri tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi. 32,2 trilyon dolarlık devasa ABD tahvil piyasasında bu miktar sınırlı kalmasına rağmen, zamanlaması önemli bir mesaj taşıyor. Analistler, bu son müdahalenin ABD yönetiminin uzun vadeli faiz oranlarına karşı duyarlılığını ve piyasaya doğrudan müdahale etme isteğini açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. Duyurunun ardından, ABD 30 yıllık tahvil getirisi 9 baz puan gerileyerek %5,19 seviyesine indi ve Asya seansında dengelendi. Küresel piyasalarda da rahatlama etkisi görüldü. Japonya, Avustralya ve Güney Kore borçlanma piyasalarında getiriler düşerken, Avrupa'da Alman ve Fransız tahvil vadeli işlemlerinde artış kaydedildi. Çarşamba günü 15 yılın zirvesini gören Almanya 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri de gerilemeye başladı. Piyasa uzmanları, bu müdahaleyi farklı açılardan değerlendiriyor. Spartan Capital Securities Baş Piyasa Ekonomisti Peter Cardillo, hamlenin kısa vadeli baskıları hafiflettiğini ve likiditeyi desteklediğini ifade ederken, JP Morgan analistleri müdahalenin mali açıkları ve enflasyonu çözmediğini vurguladı. JP Morgan yayımladığı notta, Hazine’nin eylemlerinin altta yatan yapısal sorunları gizlediğini ve sürdürülemez mali açıklar ile enflasyon beklentileri nedeniyle faizlerin artmaya devam edeceğini belirtti. Analistler, 'düzenli ve öngörülebilir' ilkesinden uzaklaşan bu tür müdahalelerin piyasadaki risk primini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu. Dünya genelinde hükümetlerin savunma ve sosyal yardım harcamalarını karşılamak için rekor borçlanmaya gitmesi, küresel faizleri onlarca yılın en yüksek seviyelerinde tutuyor. ABD borcunun 2017'den bu yana iki katına çıkarak 40 trilyon doları aşması, Almanya Maliye Bakanlığı'nın savunma yatırımları için finansman ihtiyacına dikkat çekmesi ve Japonya'da yükselen maliyetlerin bütçeyi zorlaması, temel dengesizlikleri sürdürüyor. Standard Chartered Küresel Araştırma Başkanı Eric Robertsen, yükselen getirilerin mantıksız bir piyasa köpüğü değil, doğal bir süreç olduğunu belirterek atılan adımın yönetimin piyasa koşullarına müdahale etme isteğini gösterdiğini kaydetti. Hazine Bakanlığı’nın likiditeyi artırma gerekçesiyle attığı bu adım kısa vadeli bir tavan oluştursa da, yüksek bütçe açıkları ve kalıcı enflasyon endişeleri devam ettiği sürece borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması bekleniyor.
Bakan Bayraktar TR-2 Araştırma Reaktörü'nün Yeniden Lisanslandığını Açıkladı
21:05 - SİYASET